Ana içeriğe atla

Dr. Gözde Kısa

PRP

PRP

Cildimizin ve dokularımızın kendini onarma kapasitesi, yaş aldıkça yavaşlar. Ancak vücudumuzun içinde, hasarlı dokuları iyileştirmek ve hücreleri yenilemek için bekleyen muazzam bir güç vardır. PRP (Platelet Rich Plasma – Trombositten Zengin Plazma) tedavisi, vücudunuzun bu doğal iyileştirme gücünü, onarıma en çok ihtiyaç duyan bölgelere yoğunlaştırarak cildi adeta yeniden inşa eden %100 doğal ve güvenli bir medikal işlemdir.

Nasıl Elde Edilir ve Nasıl Etki Eder? İşlem, sizden alınan az miktardaki (genellikle 1-2 tüp) kanın özel bir santrifüj cihazında işlemden geçirilmesiyle başlar. Bu işlem sırasında kandaki kırmızı hücreler ayrıştırılır ve “trombosit” (platelet) adı verilen, kanın pıhtılaşmasını sağlayan ve onarım sürecini başlatan hücreler açısından oldukça zengin bir plazma elde edilir. Trombositler, içlerinde yoğun miktarda “büyüme faktörü” (growth factor) barındırır. Elde edilen bu değerli plazma, cildin alt katmanlarına minik enjeksiyonlarla geri verildiğinde, bölgedeki kök hücreleri uyandırır, yeni kolajen ve kan damarlarının oluşumunu tetikleyerek hızlı bir doku onarımı başlatır.

PRP Tedavisinin Sağladığı Faydalar Nelerdir?

  • Cilt Gençleştirme ve Parlaklık: Kolajen üretiminin artmasıyla cilt elastikiyet kazanır, mat ve yorgun görünüm yerini taze, parlak ve canlı bir cilde bırakır.

  • İz ve Skar Tedavisi: Akne izleri, yara izleri ve cilt çatlaklarının (stria) derinliğini azaltarak cilt dokusunun pürüzsüzleşmesine yardımcı olur.

  • İnce Kırışıklıkların Açılması: Özellikle göz çevresi, dudak üstü, boyun ve dekolte gibi bölgelerdeki yaşlanma belirtilerini onarır.

  • Leke Tedavisine Destek: Güneş lekeleri ve pigmentasyon sorunlarının giderilmesinde diğer tedavilerle birleştiğinde mükemmel bir hızlandırıcı görevi görür.

  • Saç Dökülmesinin Önlenmesi: Sadece yüzde değil, saçlı deride de kıl köklerini besleyerek dökülmeyi durdurur ve zayıf saç tellerini kalınlaştırır.

Uygulama Süreci ve Güvenilirlik PRP’nin en büyük avantajı, tamamen hastanın kendi kanından elde edilmesi nedeniyle hiçbir alerjik reaksiyon veya yan etki riski taşımamasıdır. İşlem öncesinde uygulanan anestezik kremler sayesinde enjeksiyon süreci oldukça konforlu geçer ve yaklaşık 30-40 dakika sürer. İstenilen maksimum etkinin elde edilebilmesi için genellikle 2-3 hafta aralıklarla, cildin ihtiyacına göre 3 ila 6 seanslık bir kür şeklinde uygulanması önerilir. Etkisi ilk seanslardan itibaren parlaklık olarak kendini gösterir ve kalıcı onarım haftalar içinde hücresel düzeyde tamamlanır.